Teknolojinin gelişmesiyle artık bambaşka bir çağda yaşıyoruz. Teknolojik ve elektronik ürünler günlük hayatımızı değiştirdiği gibi atıklarımızı da değiştiriyor. Hem teknoloji hem de tüketim çağında yaşadığımız için bu elektronik aletler amaçlarını yitirdikten sonra atığa dönüşüyor. Bu atıklar e-atık olarak adlandırılıyor ve her yıl yaklaşık 50 ila 60 milyon ton e-atık ortaya çıkıyor. Bu da yıllık küresel atığın yalnızca %2 ila %3’üne tekabül ediyor.

Buna rağmen e-atıkların çevreye ve insan sağlığına zararı diğer tüm atıklardan çok daha fazla çünkü e-atıklar potansiyel toksik maddeler ve metaller içeriyor. Bu maddeler doğadaki bazı diğer maddelerle etkileşime geçtiğinde veya oksitlendiğinde toksik hale geliyor ve hem doğaya hem de insan sağlığına zarar veriyor. Bu yüzden de e-atıkların uygun bir şekilde imha edilmesi veya geri dönüştürülmesi gerekiyor. Peki bu işlem nasıl yürütülüyor?

Öncelikle e-atıklar türlerine göre kategorize edilerek ayrıştırılıyor. Hâlâ çalışır durumda olan veya işlevini tamamen kaybetmemiş olan cihazlar, üretim süreçlerinde tekrar değerlendirilmek üzere yığından ayrılıyor. Ardından cihazlar bir demonte edilme sürecinden geçiyor. Bir sonraki adımda cihazlar bir makine yardımıyla parçalanacağı için demonte aşamasında bu makineye girmeye uygun olmayan veya tehlike oluşturabilecek bileşenler cihazdan ayrılıyor. Ardından cihazlar makineye aktarılarak çok küçük parçalara ayrılıyor.

Artık talaş gibi oldukça küçük boyutlara ulaşan bu parçaların içindeki metallerin ayrıştırılması gerekiyor. Bunun için de devasa mıknatısların yardımına başvuruluyor. Küçük parçalar bir bant ile bu mıknatısların altından geçiriliyor ve metal içeren parçalar mıknatısa çekilerek yığından ayrılmış oluyor. Mıknatıs ile ayrıştırılamayan paramanyetik metallerin ise “Eddy akımı” adı verilen elektriksel bir yöntemle yığından ayrılması sağlanıyor.

Bu aşamadan sonra yığın, manyetik ve metalik maddelerden neredeyse tamamen arınmış oluyor. Geriye ise plastik gibi yoğunluğu düşük maddeler ile cam gibi yoğunluğu yüksek maddelerin ayrıştırılması kalıyor. Bunun için de suyun kaldırma kuvvetinden faydalanılıyor. Yığın son olarak sudan geçiriliyor. Bu işlemde dibe çöken ve su üzerinde süzülen maddeler ayrıştırılıyor. Bu ham maddeler üretim sürecinde yeniden kullanılmak üzere satılmaya hazır hale getiriliyor.

Böylece e-atıkların içinde barındırdığı toksik madde ve metallerin doğaya karışması ve dolaylı yoldan insan vücuduna girerek sağlığımızı tehdit etmesinin önüne geçiliyor. E-atıkların bu sürece tabi tutulabilmesi için diğer atıklarla birlikte çöpe atılmaması büyük önem taşıyor. Bu noktada da sorumluluk hepimize düşüyor.

Yazar: Bilal Şahinoğlu