Plastik kirliliği, günümüzde çevreyi ciddi bir oranda tehdit eden en önemli sorunlardan biri haline gelmiştir. Her geçen yılda plastik kullanımının artmasıyla birlikte ekosistemlerin üzerindeki baskı da artmaktadır. Mikroplastikler 5 mm’den küçük plastik parçalarıdır ve hem karasal hem de deniz ekosistemleri açısından tehdit oluşturmaktadır. Bu küçük plastik parçaları denizlerde ve okyanuslarda birikerek, deniz canlılarını ve dolaylı olarak da insan sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir. Peki nedir bu mikroplastikler?

Mikroplastikler birincil ve ikincil olmak üzere iki kategoriye ayrılır. Birincil mikroplastikler, doğrudan küçük boyutta üretilmiş kozmetik ve tekstil gibi alanlarda kullanılan ve doğaya kolayca karışabilen plastik türleridir. İkincil mikroplastikler ise büyük plastiklerin zamanla fiziksel, kimyasal veya biyolojik faktörler gibi nedenlerden kaynaklı parçalanması sonucu oluşur. Plastik şişeler, ambalaj atıkları, giydiğimiz kıyafetler, balık ağları ve denizcilik atıkları mikroplastiklerin bulunduğu yerlerden bazılarıdır.

Mikroplastikler evlerden ve endüstriyel alanlardan çıkan ve özellikle tekstil ile kozmetik ürün içeren atık sular aracılığıyla denizlere, karadan yağmur ve yüzey suları ile nehirlere, sonrasında okyanuslara, hava ve rüzgâr akımı ile deniz kıyılarına ulaşır; denizcilik faaliyetlerinden kaynaklanan atıklar da doğrudan denizlere ulaşır. Buna ek olarak, tek kullanımlık plastik ve ambalajlar da denizde parçalanarak ikincil mikroplastik haline gelir. Mikroplastiklerin okyanus akıntılarıyla yüzlerce kilometre uzağa ulaşmasından dolayı bu durum küresel bir dağılımı meydana getirir.

Mikroplastikler yalnızca denizin yüzeyinde değil tabanında da yer almaktadır. Yapılan son araştırmalarda mikroplastiklerin deniz tabanında ciddi miktarda yer aldıkları ortaya konulmuştur. Bu parçacıklar, mercan resiflerine zarar vererek ekosistem dengesini bozmaktadır ve aynı zamanda deniz tabanında birikerek bentik organizmaların yaşamını tehdit edip, deniz tortularında yoğunlaşarak kimyasal kirliliğe yol açmaktadır.

Buna ek olarak mikroplastiklerin deniz canlıları üzerinde de oldukça fazla olumsuz etkisi vardır. Planktonlar bu parçacıkları besin zannedip yiyebilir; bu da besin zincirinde toksin birikimine neden olur. Balıklar ve kabuklu deniz canlıları, deniz kuşları ve memeliler de aynı şekilde mikroplastikleri besin olarak tüketebilir ve toksik maddelere maruz kalarak sindirim sistemlerine zarar verebilirler. Biyoçeşitlilik kaybı, mercan resiflerinde tahribat ve besin zincirinde toksik madde birikimi de ekosistem dengesi üzerindeki etkilerinden yalnızca birkaçıdır. Peki ne yapmalıyız?

Mikroplastik kirliliğini azaltmak hem ekosistemi korumak açısından hem de sürdürülebilir bir gelecek için önemli bir adımdır. Plastik ürünlerden kaçınmak, yeniden kullanılabilir ürünler kullanmak, kıyafet seçiminde dikkatli olmak ve deniz temizleme etkinlikleri gibi farkındalığı yükselten faaliyetlere katılmak ekosistem için basit ama oldukça etkili yollarından bazılarıdır. Bu önlemleri sürdürülebilir hale getirmek yaşam standartlarını oldukça ileriye taşır ve gelecek nesillere yaşanılabilir bir çevre bırakılmasını mümkün kılar. Unutmayın, bireysel olarak attığınız her küçük adım büyük değişimler yaratabilir.

Yazar: Beliz Taptık