Bir ağaç diktiğinizde aslında yalnızca toprağa bir fidan ekmiş olmazsınız. Aynı anda, kimsenin görmediği ama herkesin hissedeceği bir söz verirsiniz: geleceğe dair bir niyet, bir sorumluluk, bir devamlılık.
Sürdürülebilir Çeviri projesinin hikâyesi de tam olarak böyle başladı. Sessiz, gösterişsiz ama kararlı bir başlangıçla… Bir tohumun zamanla kök salıp ormana dönüşmesine tanıklık etme arzusu ile.
Yaklaşık çeyrek asırdır kelimelerle çalışıyorum. Bu süre boyunca şunu çok net gördüm: Kelimeler yalnızca iletişim aracı değildir. Bazen bir kapıyı açar, bazen bir ihtimali kapatır. Bazen bir markayı yükseltir, bazen bir anlamı geri dönülmez şekilde zedeler. Doğru kullanıldığında stratejik bir güç, yanlış kullanıldığında ise görünmeyen bir risk hâline gelir.
Tam da bu nedenle, özellikle sürdürülebilirlik gibi hızla gelişen ve her gün yeni kavramlarla genişleyen bir alanda, dilin rolü kritik bir eşiktedir.
Bugün “carbon emission” dediğimizde “salım” mı demeliyiz, “salınım” mı?
“Net zero” herkesin dilinde ama herkes için aynı şeyi mi ifade ediyor?
Türkçede karşılığı netleşmediği için anlaşılmayan, bu yüzden de benimsenemeyen kaç kavram var?
Daha da önemlisi; aynı terimin kamuda, özel sektörde ve farklı kurumların raporlarında bambaşka şekillerde kullanıldığı bir ortamda, ortak bir anlayıştan nasıl söz edebiliriz?
Üstelik bu alan statik değil. Her gün yeni bir kavram doğuyor, her gün yeni bir tartışma açılıyor.
Bizler, dili yöneten değil ama ona yön veren iletişim profesyonelleri olarak en başta doğru kelimeyi seçmezsek; sürdürülebilir bir geleceği nasıl ortak bir zeminde inşa edebiliriz?
İşte bu sorudan yola çıkarak, 22 Nisan 2022’de, Dünya Günü’nde Sürdürülebilir Çeviri projesini başlattık.
Amacımız yalnızca bir sözlük oluşturmak değildi.
Amacımız; akademi, saha uzmanları ve dil profesyonellerini bir araya getirerek sürdürülebilirlik terminolojisini Türkçede daha anlaşılır, daha tutarlı ve daha kapsayıcı hâle getirmekti.
Bugün geldiğimiz noktada, her hafta yeni bir terimi ele alarak yürüttüğümüz yüzlerce haftalık bir kolektif emeğin içindeyiz. Her kelime; saha analizleri, akademik kaynaklar, anketler ve paydaş görüşleriyle şekilleniyor. Yani bu çalışma yalnızca dilsel değil, aynı zamanda metodolojik ve bilimsel bir zemine dayanıyor.
Dört yıl önce toprağa bıraktığımız o küçük fidan, bugün kök salmaya başladı.
Bizim niyetimiz çok net:
Kelimeler aracılığıyla geleceğe kalıcı bir iz bırakmak.
Çünkü inanıyoruz ki sürdürülebilir bir dünya, önce sürdürülebilir bir dil ile kurulur.
Siz de bu yolculuğun bir parçası olmak, görüşlerinizle katkı sağlamak isterseniz, projemize dair düşüncelerinizi bizimle paylaşabilirsiniz: https://surdurulebilirceviri.com/gorusler/
Belki de sizin ekleyeceğiniz bir kelime, yarının ortak dilinin başlangıcı olur. 🌱
Yazar: Senem Kobya