Bugün birçok büyük şirket her yıl sürdürülebilirlik raporu yayımlıyor. Peki bu raporlar tam olarak nedir ve neden bu kadar önemlidir? Daha da önemlisi: Bu raporlar başka bir dile çevrilirken gerçekten “sadece” çevrilir mi?

Kurumsal sürdürülebilirlik raporları, şirketlerin yalnızca finansal performansını değil; karbon emisyonu, su kullanımı, atık yönetimi, insan hakları politikaları ve sosyal sorumluluk projeleri gibi çevresel ve toplumsal etkilerini de ortaya koyar. Bu raporlar genellikle Global Reporting Initiative (GRI), United Nations Global Compact ve International Integrated Reporting Council (IIRC) gibi uluslararası standartlara dayanır. Amaç, şirketin hesap verebilirliğini artırmak, yatırımcı güvenini sağlamak ve kurumsal itibarı güçlendirmektir.

Ancak küresel ölçekte faaliyet gösteren şirketler için bu raporların yalnızca yazılması değil, doğru şekilde çevrilmesi de kritik öneme sahiptir. Çünkü çeviri burada teknik bir aktarım değil, stratejik bir iletişim aracıdır.

Kurumsal Söylemin Çeviri Yoluyla Yeniden İnşası

Örneğin Borusan Holding’in Türkçe ve İngilizce sürdürülebilirlik raporlarını karşılaştırdığımızda küçük gibi görünen ama anlam üretiminde önemli rol oynayan tercihlerle karşılaşıyoruz.

Kaynak metinde yer alan “şirketler topluluğu” ifadesinin İngilizcede “holding company” olarak çevrilmesi yalnızca kelime tercihi değildir; Anglo-Sakson kurumsal terminolojisine uyum sağlama stratejisidir. Benzer şekilde “uluslararası pazar” yerine “global market” kullanımı, şirketi yerel bir aktör olmaktan çıkarıp küresel bir özne olarak konumlandırır.

Bu tür tercihler, çeviribilimci Gideon Toury’nin ortaya koyduğu “kabul edilebilirlik” normu ile açıklanabilir. Çevirmen, kaynak metne birebir bağlı kalmak yerine erek dilin kurumsal ve söylemsel normlarına uyum sağlamayı seçer. Bu da çoğu zaman bilinçli bir “norm sapması” anlamına gelir.

Örneğin “istihdam fırsatları yaratıyoruz” ifadesinin “create jobs” şeklinde daha sade bir yapıyla verilmesi, İngilizce kurumsal metinlerde tercih edilen doğrudanlık ilkesine uyum sağlar. Burada anlam kaybı değil, söylemsel yeniden yapılandırma söz konusudur.

Güçlü Etkileşim mi, Yakın Bağlantı mı?

Benzer bir durum Sabancı Holding’in sürdürülebilirlik raporunda da görülür. Türkçe metinde geçen “iklim değişikliği ile su arasında güçlü bir karşılıklı etkileşim bulunuyor” ifadesi İngilizceye “Climate change and water are closely interconnected” şeklinde çevrilmiştir.

Burada “güçlü” (strong) kelimesi doğrudan aktarılmamış, bunun yerine “closely” zarfı tercih edilmiştir. Bu değişiklik ilk bakışta küçük görünebilir; ancak söylemsel ton açısından önemlidir. “Strong interaction” daha iddialı ve sert bir vurgu taşırken, “closely interconnected” ifadesi uluslararası politika belgelerinde yerleşik bir terminolojiye daha yakındır.

Bu durum, Toury’nin “öncül norm” kavramıyla açıklanabilir: Çevirmen, metni erek kültürde geçerli olan sürdürülebilirlik söylemine yaklaştırmayı tercih eder. Yani burada yapılan norm sapması bir hata değil, stratejik bir uyumdur.

Çeviri Bir Yeniden Yazımdır

Bu noktada çeviri kuramcısı André Lefevere’nin ünlü görüşü devreye girer: Çeviri bir yeniden yazımdır. Özellikle sürdürülebilirlik raporları gibi ideolojik ve kurumsal yükü yüksek metinlerde çeviri, şirketin kendini nasıl konumlandıracağını da belirler.

“Riskleri artırarak” ifadesinin “can create growing risks” şeklinde çevrilmesi, kesinlik tonunu yumuşatarak daha diplomatik bir ifade üretir. “Gözler önüne seriyor” yerine “highlighting” kullanılması ise didaktik tonu azaltıp politika diliyle uyumlu bir anlatım oluşturur.

Bu tercihler, çevirinin yalnızca dilsel değil; ideolojik ve stratejik bir süreç olduğunu gösterir.

Çeviri Bir İtibar Yönetimi Aracıdır

Kurumsal sürdürülebilirlik raporlarının çevirisi, basit bir dil aktarımı değildir. Terminolojik seçimler, ton değişimleri ve söylemsel uyarlamalar; şirketin küresel ölçekte nasıl algılanacağını doğrudan etkiler.

Norm sapmaları çoğu zaman “hata” değil, bilinçli iletişim stratejileridir. Çeviri, kurumsal söylemi yeniden kurar, güven inşa eder ve şirketi küresel sürdürülebilirlik literatürü içinde konumlandırır.

Kısacası sürdürülebilirlik raporları yazılır, ama çevirileri yeniden tasarlanır. Çünkü küresel dünyada kurumsal itibar, yalnızca ne söylediğinizle değil, onu hangi dilde ve nasıl söylediğinizle de şekillenir.

Yazar: Fulya İNCİRLİLER KARAASLAN